Son İletiler

Sayfa1 2 3 ... 5
1
Merhaba Saka Severler,

Bu yazımızda saka kuşunun kanseri diye nitelendirebileceğimiz.''saka kuşlarında kuruma hastalığı ve tedavisi'' konusundan bahsedeceğiz. Konunun tüm ayrıntılarını bize aktaran sevgili Orkun Gören ile olan söyleşiden saka kuşlarında kuruma hastalığı nedenleri çeşitleri  ve tedavisini konu alan kısmı sizlere paylaşıyorum.
Sağlıklı kuşlarınız olsun...

Orkun Gören:Saka kuşları mizaç olarak diğer ötüm kuşlarının pek çoğuna kıyasla daha sert mizaçlı ve strese açık kuşlardır. Saka ölümlerine neden olan ve çoğunlukla stresle beraber düşen bünyede azma imkanı bulan hastalıkları görülme sıklığına göre sıralayacak olur isem ; Cocsidios (halk diliyle şişme), Megabactery (halk diliyle kuruma) , Salmonella Glarıum, Paramyxovırus, Paratifo ( halk diliyle sallabaş ) ve Pov (halk diliyle Çiçek) gibi sıralanabilir.

Sohbetimizde zaman kıstası nedeni ile en önde gelenleri saydım. Bunların yanında görülme aralığı daha seyrek olan Difteri , Nikris ve benzeri pek çok hastalık tiplerini de eklemek mümkün. Ancak yeni yakalanmış kuşlar en çok aslen bir fungus türevi olan Megabakterinin neden olduğu Kuruma sendromu ya da micro ölçüde bir iç flora paraziteri olan Cocsidios nedeni ile ölmektedir.
Bize bu iki hastalığı biraz daha açabilir misiniz? Sizin bilhassa Kuruma konusunda pek çok arkadaşınıza yardımcı olduğunuzu ve konu ile ilgili etkin tedaviler içeren makalelerinizi paylaşımlarınızdan biliyorum. Pek çok kuşun ölümüne neden olan ve yakalanan kuşa gidici gözüyle bakılan kuşçuluğun kanseri olan bu hastalıkla ilgili bize bilgi verir misiniz? Nedir bu Kuruma?

Orkun Goren: Kuruma Sendromu kuşun bünyesini hızla düşüren, etini, kasını eritip göğsünü bir bıçak sırtı gibi kurutan ve nihayet kuşu öldüren bir sendrom. Kurumaya neden olan MEGABACTERY ASLEN BİR BAKTERİ DEĞİLDİR. Fungus türevi bir iç mantardır. Seneler önce ilk mikroskobik incelemelerde bakteri zannedilmiş ve diğer bakterilerden iri olduğu için adına megabactery denilmiştir. Dolayısı ile aslen bakteri olmadığı için hiçbir antibakteriyel tedavi etkin olamaz. Antibiyotik vermek aksine zaten bünyesi düşmüş olan kuşcağızı yormaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Kuruma yeni yakalanan kuşlarda stres nedeni ile daha çok görülmekle birlikte kafese alışkın kuşlarda da bilhassa strese giren kuşun bünyesindeki düşme nedeni ile vukuu bulur. İki tipi olan fungal bir illettir. Akut ve kronik kuruma. Akut olanda kuş birden kabarmaya ve kanat altı yapmaya başlar, bir iki gün içerisinde ölür. Kronik formunda ise kuş sahibi farketmeksizin günden güne erir, göğsünde et kalmaz. Besinlerden yararlanamayan vücudu son olarak kasları da besin olarak kullanır. Kronik formda bu zayıflama, kuş son ana kadar tepkisel hormon salgıları nedeni ile neşesini korumaya çalıştığı ve tüyleri nedeni ile farkedilmez. Kuş nihayetinde hazin bir şekilde ölür. Ölüsü ele alındığında göğsünün bıçak sırtı gibi yalnızca bir deri bir kemik kalmış olduğu farkedilir. Kuş son anlarında ızdırabını gizleyemez, vücut ısısını dengeleyemediği, kendisini sıcak tutacak izotik enerjisini tükettiği için üşür ve bu nedenle kabarır. Bir süre sonra kanat altı da yapmaya başlar.
 
Hasta olan kuşa yapılacak ilk işlem kuşu içerisine 25W bir soft ampul sarkıtılmış ve etrafı streçle çevrilmiş bir hasta kafesine almaktır. Kafesi sardığınızda Streçi hava sıcaklığına göre yaklaşık bir kafes kapısı ölçüsünde yalnız tek tarafından yırtarak açınız. Genel olarak verdiğim bu tarif yazın ya da kışın bulunan ortamın sıcaklığı vb. değişkenlerden dolayı değişecektir. Ancak baz alacağınız değer hasta kafesinin ısısı, kuşu tığ gibi yapacak ve gagasını hafif aralayacak sıcaklıkta olmalıdır. Kuş sıcaktan kafesin tabanına serilecek kadar havasız ve sıcak olmamalıdır. Hasta kafesinde tasarruflu ampul kullanmayınız; çünkü tasarruflu ampuller ısı vermeyecektir. Mümkünse soft mum ampul kullanılmalıdır ki, hem ısı vermesi bakımından hem de üzeri beyaz olup teli kuşun gözünü almayacağından tercih nedenidir. Kuşu bu şekilde hazırladığınız kafese alınca suluk takacağınız kısımdaki streci hafif yırtıp suluğu ampulden mümkün olan en uzak mesafeye takmalısınız. Kuruma sendromu fungal bir hastalık olduğu için ornisid içeren antifungal solisyonlar ile tedavi edilmelidir.

Sohbetimizde önerebileceğim biteral 250 mg tablet kullanmanızdır. Eczanelerde bulunan beşeri bir antifungaldır. Seneler önce internette paylaşmış olduğum konuyla ilgili makalem biterali yaygınlaştırsa da, iznim olmadan alınıp yarım yamalak kopyalanan ve alelade her yerde dolaşan biteral kullanımı yazım maalesef hep değiştirilmiştir. Gerçek kullanımı 250 mg olan tek bir tablet 6 eşit parçaya bölünür, her gün tek parçası normal ölçüde bir sulukta sıcak su kullanmadan eritilip karıştırılmak suretiyle kuşa verilir. Kuşun durumu ilerlemiş ise biteral hap bir kaşık yardımı ile başka bir kaşığa kazınarak yalnızca tek bir aspura tohumu ölçüsünde toz haline getirilir. Üzerine bir kaç damla klorsuz su damlatılıp, damlalığa çekilerek kuşa içirilir. Bu işlem yapılsa da yapılmasa da altıda bir hap hergün suyuna uygulanır. Bu tedavi 8 gün kadar uygulanır. Tedavinin doğru yapılması kuşu bir iki gün içerisinde canlandıracaktır; ancak sakın kuş düzeldi diye uygulamayı yarım bırakmayınız. Her halükarda floradaki maya tamamen yok edilmeden tedaviyi kesmiş olursunuz ki; daha sonra yeniden uygulasanız da biteralin etken maddesi olan ornicide bağışıklık kazanan fungus daha kuvvetli bir şekilde kuşu düşürür. Sekiz gün boyunca hergün yeniden verilen biteral uygulamasından sonra kesinlikle DYZM-E 256 uygulamalısınız. Daha sonra birkaç gün supervit ya da poliford tarzı bir vitamin vermeniz ile tedavi sonlanır.

Cocsidios'a gelince... Cocsidios hastalığına cocsidiosis denilen ve aslen micro ölçüde olan mikrobiyel bir iç parazit neden olur. Normalde her sağlıklı kuşun da doğal florasında belli bir miktarda cocsidiosis bulunmaktadır. Ancak stres ve kötü koşullarda kuşun florasında yer alan bu paraziter oranı artar ve doğal dengeyi hızla bozacak nitelikte çoğalır. Kuşun kabardığı, keyifsizleşip durgunlaştığı ve nihayet kanat altı yaptığı görülür. Müdahale edilmezse ölecektir. Cocsidios nedeni ile kuşun dışkısının çok yumuşak olduğu hatta çoğunlukla kuşun ishal olduğu görülür. Bu nedenle cocsidios'a kanlı ishal de denir. Hastalık dışkıdan atılan protozonlar nedeni ile bulaşıcıdır. Yemlik, suluk, mamalık ve tüneklerin her daim dezenfekte edilmesi gereklidir. Yapılacak ilk işlem kuruma sendromunda da bahsettiğim gibi hasta kuşu hasta kafesine almaktır. Tedavisinde Amprolium ya da Baycox kullanılmasını öneririm. Amprolium (Corid) kullanılacaksa 2 litre suya yarım çay kaşığı olmak üzere 3 ila 5 gün suluklara uygulanır. Ancak Baycox % 2,5 pratikliği ve kullanımı açısından bana daha pratik gelmektedir. 1 litre suya 1ml Baycox karıştırılıp, 2 gün üst üste verilmelidir. Baycox uygulamasından sonra 1 gün probiyotik ve birkaç gün vitamin verilmesi ile tedavi biter. Hasta kuş ile birlikte aynı ortamdaki diğer kuşlara da aynı anda uygulama yapmanız tedaviyi etkin kılacaktır. Hastalığın tekrar vukuu bulmaması için tüm kafes ve ekipmanların hijyenik bir şekilde temizlenmesi, dışkılardan dolayısı ile protozonlardan arındırılması gerekmektedir.
2
Saka Kuşu Sohbet & Söyleşiler / Üstad Orkun Gören ile “Saka Ku...
Son İleti Gönderen ŞükoBey - May 01, 2019, 01:22 öö
Tüm saka kuşu sevdalılarına, saka kuşuna gönül verenlere en içten selamlar, sevgiler. Bugünkü sohbetimizde saka üstadlarından Orkun Goren ile "Saka Kuşlarında Bakım, Hastalık ve Tedaviler" konulu, herkesin istifade edeceği çok faydalı bir sohbet gerçekleştirdik.
Merhaba Orkun Bey. Öncelikle bizi kırmayıp sohbetimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Sizi yakından tanımak, hakkınızda bilgi sahibi olmak isteyecekler için kısaca kendinizden bahseder misiniz ?
Orkun Goren: Baba tarafımdan Bodrumlu, anne tarafımdan Ankaralı'yım. İlk ve ortaokulu Bodrum'da okudum. Liseyi Ankara'da yabancı dille eğitim veren bir özel okulda tamamladım. 1998 yılında Hacettepe Üniversitesi İşletme Fakultesi, 2002 yılında ise Anadolu Üniversitesi İktisat Fakultesi Kamu Yönetimi olmak üzere iki ayrı fakülte bitirdim. Üniversite yıllarımda iken evlendim ve öğrenimim evliyken de devam ettiği üzere gece saatlerinde 4 yıldızlı ve 5 yıldızlı Hotellerde resepsiyondan başlamak üzere yöneticiliğe yükseldim ve senelerce farklı otel işletmelerinde Ön Büro müdürlüğü, Genel Müdürlük vb... konumlarda hizmet verdim. 2005 yılında Raychem Yüksek Gerilim Enerji Ürünleri Türkiye Distribitörlüğü'ne bağlı Mühendislik firmasında Satış ve Pazarlama Müdürlüğü, İnsan İlişkileri ve Profesyonel İmaj Tasarımları Yöneticiliği vb.. görevlerde bulundum. Şu anda da kendimize ait GEM Mühendislik Şirketi'nde Yöneticilik yapmaktayım.
Evliyim, iki oğlum var. Bodrum'da yaşıyorum. Başlıca hobim ötüm kuşları üretip yetiştirmek. Rottweiler cinsi köpeklerim ile tabiat yürüyüşleri , zıpkınla balık avlamak, bağlama çalmak , deniz ve bahçem olarak sıralayabilirim. Doğaya aşığım, doğaya hayranım..! Kendimi bildim bileli doğayla, diğer canlılarla hep yakın olmuşumdur ve altı yaşımdan bu yana 30 seneden fazla bir süredir kuş beslerim. Kanarya, Parakiti Papağanı, Muhabbet kuşları ve birçok kuş türü besleyip üretmişliğim olduğu halde asıl sevdam Saka kuşu ve Saka kuşunun değişik ötüm kuşları ile melezlendirilmesi sonucu ortaya çıkan varyentelerdir.
O halde şu an yalnız Saka ve melezlerle ilgileniyorsunuz diyebilir miyiz.?
Orkun Goren: Bir nevi evet... Yaklaşık 9 senedir bizzat Saka x Saka, Saka x Flurya, Saka x Kanarya, İskete x Kanarya, İskete(Serınus Serınuse) melezinin Saka ile eşlemeleri vb... üretimleri aktif olarak yapmaktayım. Haliyle doğa kuşları ve bilhassa Saka kuşu ile iç içeyim. Bodrum'da da Saka kültürü çok yaygındır. Ancak belirtmek isterim ki son birkaç senedir elimde kesinlikle doğadan yakalanmış kuş bulundurmuyorum; kendi ürettiklerimle eşleme yapıyorum.
Paylaşım sitelerinde ve forumlarda sık sık bilgilendirmelerinize ve hastalıklarla mücadele konusunda çok detaylı ve isabetli açıklamalarınıza rastlıyoruz. Saka hastalıkları ve melez konusunda bir nevi duayensiniz; bunu şahsınızla ilgili yorumlardan rahatlıkla anlıyoruz. Bize bu konuda neler söylemek istersiniz?
Orkun Goren: Öncelikle teşekkürlerimi sunarım. Söylediklerimin kaale alınmasını ve bu hobinin daha bilinçli bir şekilde yapılıp canlıların heder edilmemesini istediğim için, bu konuda mütevazi davranmayacağım. Uzun seneler bilgi ve birikimlerimi diğer pekçok hobidaşımdan gizleyerek ve kendimi adeta tecrübesiz göstererek onların yanlışlarını gözlemledim. Bu tutumum, hem arkadaşlarımı daha gerçek yüzleriyle tanımamı, hem de kendimin bilgi ve deneyim olarak ne mertebede olduğumu anlamam için gerekliydi. Ülkemizde maalesef kuş konusu ekseriyette bu konuda bilgi ve yaklaşım olarak yetersiz, çok düz mantıkla ve kulaktan dolma yalan yanlış bilgiler paylaşan kişilerce yönlendiriliyor. Bu durum bu hobiye bilhassa yeni başlayan yada tecrübe yetersizliği olan hobidaşlarımızı daha olumsuz etkiliyor . En ağır bedeli de ağzı dili olmayan minik dostlarımız, zavallı kuşlarımız ödüyor. Bu nedenle bu konu da çok hassasım. Bu işin bilinçli yapılmasını arzuluyorum; senelerce büyük emekler sarfederek, maddi ve manevi bedeller ödeyerek , çalışıp deneyip çabalayıp edindiğim bilgi ve tecrübelerimi imkan bulduğum her alanda hobidaşlarımla paylaşıyor, onlara yardımcı olmaya çalışıyorum.
Tecrübelerinize dayanarak, bizlerle Saka kuşlarında en çok görülen hastalık türlerinden genel olarak bahsedebilir misiniz ?
Orkun Goren: Pek tabii ki... Saka kuşunun organizması, gerek elektrolid dengesinin kafes yaşamında sekteye uğraması , gerek aldığı besin ve minerallerin tabiattaki değerleri tutmaması ve gerek stres faktörü nedenleri ile çok hassastır. Bunu arkadaşlarımız için bir benzetme ile betimleyecek olur isem; birçok detayları ve fonksiyonları olan son model bir elektronik cihaz düşünün... Bu cihaz bozulduğu zaman, neden bozulduğunu anlayabilmek, daha basit bir cihaza göre çok daha zor ve karışıktır. Bu bağlamda tabiattaki olağan beslenme ve egzersiz döngüsünden alıkonulan bir saka kuşu, daha basit ve yapay bir döngüye muhatap kafes üretimi bir kanarya ırkından elbette daha hassas olacaktır.
Halk tabiri ile saka bozulduğu zaman, bunun pek çok muhtemel nedenleri olabilmektedir. Saka kuşları mizaç olarak diğer ötüm kuşlarının pek çoğuna kıyasla daha sert mizaçlı ve strese açık kuşlardır. Saka ölümlerine neden olan ve çoğunlukla stresle beraber düşen bünyede azma imkanı bulan hastalıkları görülme sıklığına göre sıralayacak olur isem ; Cocsidios (halk diliyle şişme), Megabactery (halk diliyle kuruma) , Salmonella Glarıum, Paramyxovırus, Paratifo ( halk diliyle sallabaş ) ve Pov (halk diliyle Çiçek) gibi sıralanabilir.
Sohbetimizde zaman kıstası nedeni ile en önde gelenleri saydım. Bunların yanında görülme aralığı daha seyrek olan Difteri , Nikris ve benzeri pek çok hastalık tiplerini de eklemek mümkün. Ancak yeni yakalanmış kuşlar en çok aslen bir fungus türevi olan Megabakterinin neden olduğu Kuruma sendromu ya da micro ölçüde bir iç flora paraziteri olan Cocsidios nedeni ile ölmektedir.
Bize bu iki hastalığı biraz daha açabilir misiniz? Sizin bilhassa Kuruma konusunda pek çok arkadaşınıza yardımcı olduğunuzu ve konu ile ilgili etkin tedaviler içeren makalelerinizi paylaşımlarınızdan biliyorum. Pek çok kuşun ölümüne neden olan ve yakalanan kuşa gidici gözüyle bakılan kuşçuluğun kanseri olan bu hastalıkla ilgili bize bilgi verir misiniz? Nedir bu Kuruma?
Orkun Goren: Kuruma Sendromu kuşun bünyesini hızla düşüren, etini, kasını eritip göğsünü bir bıçak sırtı gibi kurutan ve nihayet kuşu öldüren bir sendrom. Kurumaya neden olan MEGABACTERY ASLEN BİR BAKTERİ DEĞİLDİR. Fungus türevi bir iç mantardır. Seneler önce ilk mikroskobik incelemelerde bakteri zannedilmiş ve diğer bakterilerden iri olduğu için adına megabactery denilmiştir. Dolayısı ile aslen bakteri olmadığı için hiçbir antibakteriyel tedavi etkin olamaz. Antibiyotik vermek aksine zaten bünyesi düşmüş olan kuşcağızı yormaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Kuruma yeni yakalanan kuşlarda stres nedeni ile daha çok görülmekle birlikte kafese alışkın kuşlarda da bilhassa strese giren kuşun bünyesindeki düşme nedeni ile vukuu bulur. İki tipi olan fungal bir illettir. Akut ve kronik kuruma. Akut olanda kuş birden kabarmaya ve kanat altı yapmaya başlar, bir iki gün içerisinde ölür. Kronik formunda ise kuş sahibi farketmeksizin günden güne erir, göğsünde et kalmaz. Besinlerden yararlanamayan vücudu son olarak kasları da besin olarak kullanır. Kronik formda bu zayıflama, kuş son ana kadar tepkisel hormon salgıları nedeni ile neşesini korumaya çalıştığı ve tüyleri nedeni ile farkedilmez. Kuş nihayetinde hazin bir şekilde ölür. Ölüsü ele alındığında göğsünün bıçak sırtı gibi yalnızca bir deri bir kemik kalmış olduğu farkedilir. Kuş son anlarında ızdırabını gizleyemez, vücut ısısını dengeleyemediği, kendisini sıcak tutacak izotik enerjisini tükettiği için üşür ve bu nedenle kabarır. Bir süre sonra kanat altı da yapmaya başlar.
Hasta olan kuşa yapılacak ilk işlem kuşu içerisine 25W bir soft ampul sarkıtılmış ve etrafı streçle çevrilmiş bir hasta kafesine almaktır. Kafesi sardığınızda Streçi hava sıcaklığına göre yaklaşık bir kafes kapısı ölçüsünde yalnız tek tarafından yırtarak açınız. Genel olarak verdiğim bu tarif yazın ya da kışın bulunan ortamın sıcaklığı vb. değişkenlerden dolayı değişecektir. Ancak baz alacağınız değer hasta kafesinin ısısı, kuşu tığ gibi yapacak ve gagasını hafif aralayacak sıcaklıkta olmalıdır. Kuş sıcaktan kafesin tabanına serilecek kadar havasız ve sıcak olmamalıdır. Hasta kafesinde tasarruflu ampul kullanmayınız; çünkü tasarruflu ampuller ısı vermeyecektir. Mümkünse soft mum ampul kullanılmalıdır ki, hem ısı vermesi bakımından hem de üzeri beyaz olup teli kuşun gözünü almayacağından tercih nedenidir. Kuşu bu şekilde hazırladığınız kafese alınca suluk takacağınız kısımdaki streci hafif yırtıp suluğu ampulden mümkün olan en uzak mesafeye takmalısınız. Kuruma sendromu fungal bir hastalık olduğu için ornisid içeren antifungal solisyonlar ile tedavi edilmelidir.
Sohbetimizde önerebileceğim biteral 250 mg tablet kullanmanızdır. Eczanelerde bulunan beşeri bir antifungaldır. Seneler önce internette paylaşmış olduğum konuyla ilgili makalem biterali yaygınlaştırsa da, iznim olmadan alınıp yarım yamalak kopyalanan ve alelade her yerde dolaşan biteral kullanımı yazım maalesef hep değiştirilmiştir. Gerçek kullanımı 250 mg olan tek bir tablet 6 eşit parçaya bölünür, her gün tek parçası normal ölçüde bir sulukta sıcak su kullanmadan eritilip karıştırılmak suretiyle kuşa verilir. Kuşun durumu ilerlemiş ise biteral hap bir kaşık yardımı ile başka bir kaşığa kazınarak yalnızca tek bir aspura tohumu ölçüsünde toz haline getirilir. Üzerine bir kaç damla klorsuz su damlatılıp, damlalığa çekilerek kuşa içirilir. Bu işlem yapılsa da yapılmasa da altıda bir hap hergün suyuna uygulanır. Bu tedavi 8 gün kadar uygulanır. Tedavinin doğru yapılması kuşu bir iki gün içerisinde canlandıracaktır; ancak sakın kuş düzeldi diye uygulamayı yarım bırakmayınız. Her halükarda floradaki maya tamamen yok edilmeden tedaviyi kesmiş olursunuz ki; daha sonra yeniden uygulasanız da biteralin etken maddesi olan ornicide bağışıklık kazanan fungus daha kuvvetli bir şekilde kuşu düşürür. Sekiz gün boyunca hergün yeniden verilen biteral uygulamasından sonra kesinlikle DYZM-E 256 uygulamalısınız. Daha sonra birkaç gün supervit ya da poliford tarzı bir vitamin vermeniz ile tedavi sonlanır.
Cocsidios'a gelince... Cocsidios hastalığına cocsidiosis denilen ve aslen micro ölçüde olan mikrobiyel bir iç parazit neden olur. Normalde her sağlıklı kuşun da doğal florasında belli bir miktarda cocsidiosis bulunmaktadır. Ancak stres ve kötü koşullarda kuşun florasında yer alan bu paraziter oranı artar ve doğal dengeyi hızla bozacak nitelikte çoğalır. Kuşun kabardığı, keyifsizleşip durgunlaştığı ve nihayet kanat altı yaptığı görülür. Müdahale edilmezse ölecektir. Cocsidios nedeni ile kuşun dışkısının çok yumuşak olduğu hatta çoğunlukla kuşun ishal olduğu görülür. Bu nedenle cocsidios'a kanlı ishal de denir. Hastalık dışkıdan atılan protozonlar nedeni ile bulaşıcıdır. Yemlik, suluk, mamalık ve tüneklerin her daim dezenfekte edilmesi gereklidir. Yapılacak ilk işlem kuruma sendromunda da bahsettiğim gibi hasta kuşu hasta kafesine almaktır. Tedavisinde Amprolium ya da Baycox kullanılmasını öneririm. Amprolium (Corid) kullanılacaksa 2 litre suya yarım çay kaşığı olmak üzere 3 ila 5 gün suluklara uygulanır. Ancak Baycox % 2,5 pratikliği ve kullanımı açısından bana daha pratik gelmektedir. 1 litre suya 1ml Baycox karıştırılıp, 2 gün üst üste verilmelidir. Baycox uygulamasından sonra 1 gün probiyotik ve birkaç gün vitamin verilmesi ile tedavi biter. Hasta kuş ile birlikte aynı ortamdaki diğer kuşlara da aynı anda uygulama yapmanız tedaviyi etkin kılacaktır. Hastalığın tekrar vukuu bulmaması için tüm kafes ve ekipmanların hijyenik bir şekilde temizlenmesi, dışkılardan dolayısı ile protozonlardan arındırılması gerekmektedir.
Saka kuşlarında, her saka severin mutlaka karşılaştığı "gerdan kırma" ile ilgili tecrübeleriniz oldu mu? Sizce saka kuşlarında görülen bu durumun nedenleri neler, tedavisi mümkün mü? Tedavi yöntemlerinizi paylaşır mısınız?
Orkun Goren: Kuşlarımızda ve bilhassa da doğa kuşu olan Saka, Flurya ve İskete tarzı kuşlarımızda tipik gerdan kırma eğilimine bazen rastlarız. Pek çok kuş sever bunu pek önemsemeyebilir. Özgür iken yakalanıp doğal ortamından koparılan bazı kuşlarda strese dayalı olarak bu tür edimsel koşullanmaya dayalı sıradan gerdan kırma eğilimi olabilmektedir. Ancak bu sıradan gerdan kırma eğiliminin yanında bu tarz sinirsel hareketlere neden olan çok ciddi rahatsızlıklar bulunmakta ve başta göz ardı edilen bu durum daha sonra tüm kümese yayılıp tedavisi ve telafisi mümkün olmayan bir illete neden olabilmektedir.
Sıradan gerdan kırma eğilimi ile bu tarz hastalık neticesi oluşan semptomlar karıştırılmamalıdır! Bu tarz sinirsel boyun hareketlerine neden olan sıradan gerdan kırma obsesyonunun yansıra sırasıyla PARAMYXOVIRUS, SALMONELLA, PARATİFO gibi hastalıklar ve B12 yetersizliği, Selenyum eksikliği ve bakteriyel zehirlenmeye karşı Reaksiyon durumları ile ciddi Livimum tüketen iç parazitlerdir. En tehlikeli olanı Paramyxovırus'tür! Tedavi olanağı yoktur! Viral bir hastalık olduğu üzere hiçbir anti bakteriyel tedavide etkili değildir! Dışkı salmonellada da olduğu gibi sümüksü, sulu ve yeşil renktedir. Hastalık çok hızlı yayılır, viral olduğu için çok ama çok bulaşıcıdır! Üzerimize giydiğimiz bir kıyafet aracılığı ile başka kafeslere yayılmasına neden olabiliriz. PMV-1 'den PMV-9'a kadar 9 farklı tipi mevcuttur. En yaygın olarak görülen türevi PMV-1'diR.PMV-1 daha çok güvercinleri etkilemektedir.
Bizim kuşlarımızı etkileyen tipleri ekseriyette PMV-5 ve PMV-6'dıR. PARAMYXOVIRUS etken virüsü olan PMV öncelikle kuşun böbreğine enfekte olur. Buradan kana karışır ve sinir uçlarında urlaşmalara neden olur. İlk bariz belirti sulukların hızla boşalması yani kuşun çok su tüketmesi ve yeşil sulu dışkıdır. Dışkının sulu olması ve kuşun çok su tüketmesi böbreğin aldığı hasar nedeniyle görülür. Boyun hareketleri ise hastalığın tipik karakteridir ve PMV virüsünün neden olduğu urlardan kaynaklanır. Kesin tanı yalnızca ölü kuşun PMV suşları ile analiz edilmesiyle konulabilir. Hastalığın antikor süresi 21 gündür yani hastalık bulaştıktan 21 gün sonra belirtilerini göstermeye başlar.
Paramyxovırus'ün dikkat edilecek olan en önemli özelliği bakteriyel değil VİRAL bir HASTALIK oluşudur. Eğer kuşunuz PMV taşıyor ise kuşa antibiyotik vermeniz kuşu yormaktan başka işe yaramayacaktır! Saka vb. kuşları etkileyen Paramyxovırus aslen kuşu tek başına öldürmez. Ancak kuşun bünyesini yıprattığı için Cocsidios, Megabactery, Streptoccoccus ve benzerlerine kapıyı aralar. Ayrıca sinir uçlarını etkileyen urların zamanla daha da büyümesi ile kuşun baş hareketleri gitgide artar ve nihayet tünekte dahi duramaz hale gelen kuş yemlenmekte ve su içmekte de zorlanır hale gelince ölecektir.
Hijyen çok ama çok önemlidir. Vanodin, Iosep vb... ile ortam sık sık hijyenlenmelidir. Virüs hava yoluyla da etki etme niteliğinde olduğu için 3 litrelik bir pompaya yarım kapak Vanodın karıştırıp yemliklere ve kuşa direk gelmeyecek şekilde puslu hava dezenfeksiyonu yapılmalı ve kümes sık sık havalandırılmalıdır. Dezenfeksiyonda Kireç kesinlikle kullanılmamalıdır. Bazı kuşçular belirtileri SaLmoneLLa ile aynı olduğu için iki hastalığı birbirine karıştırıp kireçle kümesi temizleme yoluna giderler ki bu YANLIŞTIR. SaLmoneLLa bakteriyel olduğu üzere kirecin bakteri üzerinde öldürücü etkisi olabilir ancak PaRamyxovırus salgınlarında kireç aksine virüsün daha hızlı bölünmesine ve çoğalmasına neden olmaktadır. Kuşunuza B1 B6 ve özellikle de B12 içeren kombinasyonlar vermeniz ve Livimum takviyesinde bulunmanız kuşunuzu bir nebze rahatlatacaktır ancak kesin tedavisi yoktur!
Hastalığı atlattığını düşündüğünüz kuşlarda düzelseler dahi daima taşıyıcı kalacaklardır ve bulaştırmaya devam edeceklerdir. Bazı kuşlar antikor sonrası dahi hiçbir hastalık belirtisi göstermezler ancak sağlam olan kuşlara antikorları bulaştırmak suretiyle virüsü yayarlar. Önerim hastalığı ilk fark ettiğinizde kuşu diğer kuşlardan hızla uzaklaştırmanız, doğa kuşu ise en kısa sürede azad etmeniz ve aynı kıyafetle dahi diğer kuşlarınıza yaklaşmamanız, tüm kümesi tepeden tırnağa komple hijyenik bir şekilde temizlemeniz, temizliği mümkün olmayan kafes , ekipman ne varsa yok etmenizdir. Abartılı gelebilir ancak eğer başınıza gelen vaka Paramyxovırus ise yapmanız gereken en akıllıca davranış kesinlikle budur.
Diğer bir illet SALMONELLA'dır. Belirtileri Paramyxovırus ile aynıdır. Çok su tüketimi ve yeşil cıvık dışkılama ilk belirtileridir. Daha sonra tipik kafa hareketleri görülür. Bu hastalık da hızla yayılır ve hijyen çok önemlidir. Ancak viral değildir! Dolayısıyla zor da olsa tedavisi mümkündür. Tedavide bilinen pek çok antibiyotik maalesef etkin değildir. Güvercincilerin çoğunun yaptıkları boyun çizme, kan akıtma ve Epdantıon kullanma gibi yöntemler kuşu yıpratmaktan başka işe yaramayan, kesinlikle hiçbir faydası olmayan safsatalardır. EpiLepSi hastalarında kullanılan Eptantion uygulandığı zaman bir daha o kuştan ötüm, eşleşme vb... beklenmemelidir. Bu şahsi kanaatim değil bizzat deneyimimdir. Bu hurafeler yerine önerim enfroksasin içeren Enrecure, ya da Baytril ile birlikte B12 ve Selenyum uygulamanızdır.
Ayrıca burada bilgi vermeyi yerinde gördüğüm tırnak içinde bir bilgi de şudur : Baytril'in %5-K olanı kuşlarda kullanılmaz!!!
ÖNEMLİ NOT: Çoğu üretimci Baytrilin %2.5 olanı ya da %10'luk olanı ile %5-K olanının arasındaki tek farkı oran zannederler. Bu YANLIŞTIR! Kuşlarda Baytril'in %2.5 ya da %10'Luk olanını kullanabilirsiniz. Bilhassa da üzerinde kanatlı ibaresi olanı getirtir iseniz su içerisinde tesirini yitirmeden solüsyonelleşmesi daha etkin olacaktır. BaytriL %100 enfroksasin içerir ve Baytrilin %5-K olanı koyun keçi köpek gibi hayvanlarda yalnızca kas içi uygulanır, kanatlılarda etkisi çok az hatta yok gibidir.
Biliyorum ki mutlaka verdiğim bu bilgiyi hazmedemeyip eleştirecek birileri çıkacak ve " yok efendim biz uyguluyoz, gayet memnunuz.." vb. diyecektir. Onlara şunu şimdiden söylemeyi yerinde görüyorum : VERMİŞ OLDUĞUM HİÇBİR BİLGİ HEYBEDEN ORTAYA ATILMIŞ ŞAHSİ KANAATLERİM DEĞİL ; BİZZAT ARAŞTIRMA VE KESİN TECRÜBE İLE SABİT DENEYİMLERİMDİR. EMİN OLMADIĞIM, TECRÜBE ETMEDİĞİM HİÇBİR BİLGİYİ HOBİDAŞLARIMLA PAYLAŞMADIM, PAYLAŞMAM! Baytrille ilgili de isteyen Bayer firmasını arayıp %5-K ile ilgili informasyon edinebilir.
Dönelim Salmonella'ya. Özetle Salmonella zor ve meşakkatli de olsa tedavisi olan, ancak yayılma ihtimalinin yüksek olması nedeni ile tedaviden ziyade kuşlarınızı elden çıkarmanızı önerdiğim bir hastalık. Tabii ki hiçbirimiz bir başka hobidaşımızın canını yakmak ve bu illeti onun kümesine bulaştırmak istemeyiz. O nedenle elden çıkartmak tabiri yanlış anlaşılmasın; azad etmek akıllıca olacaktır.
Eğer çok değer verdiğiniz bir kuşunuz ise diğerlerinden uzaklaştırın ve kümesi hijyenleyin. Hasta kuşa 15 gün sonra bir daha tekrarlamak üzere bir kereye mahsus Levamıx tarzı bir iç paraziter uygulayın. (Burada maksat parazitten ziyade Levamıx ve türevlerinin içerdiği Livimum'dan yararlanmaktır. Ayrıca parazite de önlem almış oluruz.) Ekseriyette 2 Litreye bir poşet kullanılan bir ilaçtır ancak markaya göre uygulama değişebilir. Kuşa uzun süre B12 takviyesi yapmamız gerekir. Nervit kullanmayınız! Çoğu veteriner hemen Nervit diyecektir ancak Nervit yalnızca B1 ve B6 içerir. İçeriğinde B12 bulunmaz! Berovit çoğu kuşçunun tercihidir ancak enjeksiyonluk çözelti olduğu üzere suda tesirini çok hızlı yitirecektir. Benim önerim Berovit ya da Nervit yerine Bevisol tarzı suya da daha uygun bir solüsyon kullanmanız olacaktır. 1 litre suya 2 cc uygulayabilirsiniz. Ayrıca SeLenyum takviyesi için E vitamini de veriniz. Bu uygulama hemen olmasa da 4 hafta gibi sürede bariz iyileşme sağlayacaktır. Ancak sürekli hijyen ve sulukların her gün tazelenmesi gerekecektir.
Bir diğer illet de PARATIFO. Bu hastalık da Salmonella gibi bakteriyel bir hastalıktır ve zor da olsa tedavisi mümkündür. Beraberinde çoğu zaman pamukçuk, kuruma, Cocsidios ile beraber gelişir. Kuşun bünyesini çok hızlı düşürür ve diğer hastalıklara karşı da dirayetsiz kılar. Tedavi de izlemenizi önerdiğim yol Salmonella ile aynıdır. Bu tedaviler esnasında kuşlarınızı mümkün olduğu kadar stresten uzak tutunuz. Dirayet kazanmaları için Supervit tarzı toz vitaminlerden de destek alınız. Antibiyotik uygulaması yaptığınız zamanlar kür bitiminden hemen sonra kesinlikle canlı yararlı bactery takviyesi yapınız ki bozulan bağırsak florası doğal dengesine otursun. Yani Probiyotik veriniz. Probiyotik verir iken insanlarda kullanılan Maflor, RefLör vb...probiyotikLer yerine daha ziyade DYZM-E 256 gibi kanatlılar için üretilmiş olan probiyotikleri tercih ediniz!
ÖNEMLİ NOT : Probiyotik demek vitamin demek değildir! Probiyotik organizmanın doğal bağırsak yapısındaki doğal bakteri dengesine uygun yararlı bakteriler kombinasyonudur. Bizler herhangi bir antifungal ya da antibiyotik uyguladığımızda, kuşlarımızın doğal denge içerisinde olan florasını bozuyoruz, zararlı olan bakteriler ile birlikte yararlı olan bakterileri de öldürmüş oluyoruz. Antibiyotik küründen sonra hayvanın florası sapsade ve hastalıklara açık oluyor. Haliyle ilk yerleşen bakteri hızla çoğalıyor ve dengesiz kuvvet kazanıyor. Haliyle bir süre sonra vücut tekrar düşüyor. O nedenle antibiyotik ya da antifungal hangi ilacı kullanırsak kullanalım kürün hemen sonunda 2 gün probiyotik uygulamalısınız! Vitamin daha sonra uygulanmalıdır.
Tedaviden sonra probiyotik vermeden vitamine geçmek henüz tam anlamı ile tükenmemiş fungusları yeniden harekete geçirip anti etkiyi ortadan kaldırabilir. Yani tedaviyi anlamsız kılabilir. Özetle önce probiyotik, arkasından Vitamin!
Bilmenizi istediğim bir ayrıntı da şudur ki probiyotikLeri suyuna karıştırmak, mamasına karıştırmaktan çok daha etkindir. Kuşlarınızda ekseriyette görülebilen sıradan gerdan kırma olayı zararsızdır ve tüneği alta almak, kafesin tavanını örtmek ya da kuşu daha geniş bir kafese almak vb. uygulamalarla düzeltilebilir. Ama yukarıda ayrıntılarıyla belirttiğim hastalıklardan biri nedeni ile de diğerinden ayırt edilmeksizin gerdan kıracaktır. Bu tip illetlerde de sinirsel boyun hareketleri önce tele atlama esnasında oluşur. Zaman içerisinde tünekte de yapar hale gelir ve en nihayet yem dahi almakta, suluktan su dahi içmekte zorlandır hale gelecektir. Hastalık pasif duruma düşse ve ilerlemese dahi kuşunuz ömür boyu bu spastik hareketlerle yaşayacak, maalesef sonradan kümesinize getirdiğiniz her bir yeni kuşsa da bulaştıracak, kümesiniz hiçbir zaman tam anlamı ile sağlıklı bir kümes olamayacaktır.
Farzedelim ki sıradan bir gerdan kırma davranışı ve hastalık yok. Bu durumda da diğer kuşlardan edimsel olarak bu hareketi taklit edenler olacak ve bu böyle sürüp gidecek. Peki önerim ne..? Tavsiyem şudur: Eğer bu hareketi yeni yakalanmış bir kuş yapıyor ise karantina gereği zaten ayrı tutulması gereken kuşu diğerlerine yaklaştırmayınız. Daha geniş bir kafes ya da tüneklerin alta alınması, kafesin üzerinin kapatılması vb. etki etmiyor ise hiç risk almayıp derhâl salınız. Eğer bu hareketleri eski bir kuşunuzda fark ederseniz yine öncelikle tedbir amacıyla diğerlerinden uzaklaştırınız. (Daha önceden yapmayan kuş birden yapmaya başlamışsa bu önemle dikkat edilmesi gereken bir durumdur.) Kuşa Levamix türü bir Livimum içeren iç paraziter ya da insanların kullandığı Sitraks adlı şurupta da Livimum ihtiva ediyor ama önerim kuşlar için olan Levamizol, Levamix vb. kullanın; çünkü diğerinde oranı ayarlamanız zor olacaktır. Bir günlük uygulama sonrası daha önce bahsettiğim gibi B vitamini ve Selenyum uygulayınız. Vitaminden daha çok yararlanması için sulukları sık sık tazeleyiniz. Eğer 3-4 hafta içerisinde bariz bir düzelme görmezseniz ve dışkı sümüksü Yeşil ise belirtiler sıradan bir vitamin eksikliği ya da bakteri sel zehirlenme türevlerinin basit formu değil ; PARAMYXOVIRUS.., SALMONELLA ya da PARATİFO olma ihtimali yüksektir , düşünmeden salınız, tüm kümesi hijyenLeyiniz!
Arkadaşlarım en güzeli başta bulaştırmamak. Kuşlarımızı düzenli ve dengeli beslemek, karantina uygulamadan dışarıdan kümesimize kuş sokmamak, kümesinde hastalık olma ihtimali olan kişileri kuşhanemize sokmamak. gelişi güzel yok ESB 3 kürüymüş yok bilmem neymiş antibiyotik kullanmamak... Kafes ve ekipman temizliği sonrası kafeslerde nemli alan bırakmamak, kuşlarımızı düzenli olarak tabiatta nimetlendikleri yeşilliklerden mahrum etmeyip haftada en az iki gün maydanoz haricindeki diğer tüm yeşilliklerden yararlandırmak ( marul, pazı, ıspanak, brokoli vb...) Kumlarını ihmal etmemek, suluklarına haftada bir kez 2-3 damla elma sirkesi koymak dışında ilaçlara bulaşmamak. Kısacası kuşlarımıza hakkettikleri gibi temiz bakmak, koruyup kollamak kuşlarımızı bu tür illetlere karşı büyük ölçüde koruyacaktır.
Sevgili hobidaşlarım, böyle bir illet başa geldiği zaman insanı çok ama çok yıpratıyor, yoruyor, kuşları, küçük gizli dünyamız olan kümesimizi tarumar ediyor. Etrafınızda hatta ülke içerisinde, hiçbir üretimci, veteriner, Enstitü vb... hiç kimse bu konuda bırakınız tedavi etmeyi, çoğu hastalığın ne olduğunu çözemiyor ve yapayalnız, çaresiz, küçük dünyanızı kurtarmak, kıyamadığınız kuşlarınızı yaşatabilmek için çırpınıyorsunuz. Seneler önce bu tür bir tecrübe yaşamış olduğum ve hiç bir Gönültaş'ımın böyle bir illet yaşamasını istemediğim için konu ile ilgili bilgilerimi sizlerle paylaştım. Bilgilerim gönlü temiz arkadaşlarıma, gönültaşlarıma armağanımdır! Dileğim odur ki bu tarz bir illet hiçbirimizin kuşhanesine uğramasın.
Sosyal paylaşım sitelerinde kuşlarla ilgili ve kuşçulukla ilgili katılmadığınız ve eleştirdiğiniz durumlara rastlıyoruz. Bu konularda sizce yanlış olan durumlardan biraz bahsedebilir misiniz?
Orkun Goren: Bu zekice sorunuz için çok teşekkür ederim. Bunu seve seve ve madde madde cevaplayacağım. Bu vesileyle kuş camiamızdaki birtakım yanlışları da düzeltmek istiyorum:
• Şimdi yeni bir moda çıktı, kuş besleyen herkeste bir ecza dolabı... İlaçlara bakıyorsunuz neler var neler... Yapmayın! İlaç son çaredir! Verilen her ilaç kuşun doğal florasını ve vücudun yararlı zararlı bakteri dengesini bozacaktır. Kuşun yeniden o dengeyi kurması esaret altındaki olanakları doğadaki kadar zengin olmadığı için çok meşakkatli olacaktır. Antibiyotik, Antibacteriyel ve Antifungal tüm ilaçlar içlerinde enfroksasin, flukonazol, tetracyclin, ornisidasid vb doğal olmayan kimyasal element ihtiva eder. Aslen doğanın parçası olması gereken kuşlarımızın doğada bu kimyasallarla direk diyaloğu yoktur. Dolabınızda olması gereken Elma Sirkesi, alivyonlu dere çamuru yok ancak söz gelimi epdantoin denilen epilepsi ilacı var. Bunlar yanlış! Benim kuşhaneme ait videolarda dolabımdaki binbir türlü ilacı görenler bu sözlerim ile çeliştiğimi düşünmesinler. Her biri seneler süren farklı deneyimlerim neticesinde çok ince hesap ve ayarlamalara riayet ederek ve sadece zaruri durumlarda kullanmakta olduğum ilaçlardır. Başta iyi bakılan hiç bir kuşun bu ilaçlara ihtiyacı yoktur. Ancak çoğu hobidaşımın artık kelle kanadın altına girmiş halde bana getirdikleri kuşlarını tedavi etmek üzere, mecburen bu denli kalabalık bir ilaç dolabına sahibim.
• Buradan kuşçu camiasındaki arkadaşlarıma sesleniyorum, ESB 3 kürü, yok bilmem ne kürü diye bir uygulama yoktur. Esb 3 yalnızca küf mantarlarının sebep olduğu enfeksiyonlarda kullanılır. Kullanımı da yarardan çok zarar getirir. Küf mantarını organizmadan temizlemekle kalmaz organizmanın elektrolid dengesini bozar, yararlı bakterileri de öldürür. Kuş o an için düzelir ancak florası artık korumasız kalmıştır ve yerleşen ilk bakteri popülasyonu dengesiz kuvvet kazanarak kuşu tekrar düşürür. Ancak maalesef internette her yerde ESB 3 adı ve kürü zaruri ve doğal bir uygulamaymış gibi lanse ediliyor. Avrupalı mutasyon sakalarda bir kere kullanmış ve artık mecburi olarak belli aralıklarla kullanmak durumundalar. Bunun nedeni bir kere ESB uygulamakla yararlı zararlı tüm bakterileri yok ettikleri için artık florayı sürekli boş tutmaktan başka çareleri kalmadığındandır. Esb'ye mahkûm edilen kuşlara acıyor ve bu uygulamayı kınıyorum.
• Baytril %5 K daha önce belirttiğim gibi yanlış bir ilaçtır. Bu konunun öneminden dolayı bir kez daha söylüyorum ki üretimcilerin birçoğu Baytrilin %2.5 olanı ya da %10'luk olanı ile %5-K olanının arasındaki tek farkı oran zannederler. Bu YANLIŞTIR! Kuşlarda Baytrilin %2.5 ya da %10'luk olanını kullanabilirsiniz. Bilhassa da üzerinde kanatlı ibaresi olanı getirtir iseniz su içerisinde tesirini yitirmeden solüsyonelleşmesi daha etkin olacaktır. Baytril %100 enfroksasin içerir ve Baytrilin %5-K olanı koyun keçi köpek gibi hayvanlarda yalnızca kas içi uygulanır, kanatlılarda etkisi çok az hatta yok gibidir.
• İlaçlardan sonra derhal vitamine geçilmez. Oysa klişe bir hareketle antibiyotik sonrası hemen vitamin kullanılacak diyor herkes. Bakınız daha önce belirttim tekrarlıyorum; Probiyotik vereceksiniz! Çünkü antibiyotik ile floradaki tüm oranları altüst ettiniz! Yararlı bakterileri yok ettiniz! Önce bu dengeyi tekrar oluşturmak için gereken bakteri mayasını kuşun organizmasına bir bulaştırın, daha sonra vitamin veriniz. Söz gelimi antifungal bir uygulama yapmış iseniz, kuşunuz düzelmiş görünüyor olsa da kuşun bünyesinde mutlak suretle bir miktar fungus hala vardır. Bilhassa megabactery türü fungus tipleri çok inatçı ve arsızdır. Siz ilaç uygulamasından sonra probiyotik vermeden vitamine direk geçerseniz bu bir miktarcık kalmış fungusa yeniden güçlenme ve azma imkanı sağlamış olursunuz. Nihayetinde henüz probiyotik vermemiş olduğunuz için fungusu engelleyecek bakteri de olmadığından kuş birkaç hafta sonra tekrar çökecek ve bu sefer ilaca bağışıklık kazanmış olan megabakteriden kurtarma imkanınız da zorlaşacaktır.
• Bir başka yanlış kurumaya giren kuşa antibiyotik vermektir. Daha önce detaylı anlattığım gibi kurumaya neden olan megabactery aslen bir maya yani fungus türevidir... Bakteri değildir! Bu süreçte verilen antibakteriyel bünyesi zaten düşmüş olan kuşcağızı yormaktan başka bir işe yaramayacaktır! (biteral adlı beşeri ilaç ve ornisid içeren diğer ilaçlar antibakteriyel değil, antifungaldır)
• Bir başka konu Supervit vb. yüksek vitamin kombinasyonları tavuk üretim çiftlikleri ve küçükbaş hayvan tesisleri gibi yerler için hazırlandığı üzere yoğunluğu yüksek kombinasyonlardır. Bu nedenle 1 litre suya yarım çay kaşığından fazla verilmemelidir. Bu tarz vitaminlerde selenyum miktarı düşüktür, E vitamin değerleri diğer vitaminler ile ters bileşke yaratabileceği üzere E vitamini ya yoktur ya da çok düşüktür.
• Bir başka uyarım şudur ki, esaret altındaki kuşlara ufak kafeslerde nijer, ayçekirdeği türü karbonhidrat yönünden çok zengin tohumlar fazla verilmemelidir. Ufak kafeslerde kuşun organizması bu karbonhidratların oluşturduğu yüksek enerjiyi yakamaz! Haliyle bünyede kaos oluşturursunuz ve karın yangısına neden olursunuz.
• Bir başka konu kuşlarınızdan kumu eksik etmeyin. Kuşlarda diş ya da mide yok; kursaklarında taşlık var. Yediklerini öğütebilmesi için temiz kuş kumu küçük bir mamalıkta her daim bulunmalıdır. Çoğu zaman çok azı kuşa yeter ve tüketimini anlayamazsınız bile. Ama kafeste bir yerde kumun olması kuş için çok önemlidir. Sakalar için çamurlu dere kumu öneririm. Dere gibi akarsuların, sularının akışkanlığının azaldığı çamurlu tabanlarda bir çok element ve mineraller çökelir. Bunları vermek elektrolid ve mineral dengesi açısından çok yararlıdır.
• Kim ne derse desin... Kuşlarınız için imkan olan en ferah ve geniş kafesleri tercih ediniz. Ya da en azından belirli sürelerde salmalara alınız. Sağlıklı kuş uçabilen kuştur. Oturmuş kuş diye bir tabir yanlıştır! O kuş aslen oturmuş değil, kasları kanatları artık bitmiş olan kuştur!
• Vitamin vb... uygular iseniz doğal vitaminleri öneririm. Ancak illa ki suluğuna vitamin koyacaksanız camı koyu renkli sulukları tercih ediniz. Unutmayınız ki vitamin gün ışığı gördüğü an hızla bozulmaya başlar. Kuşlar ilk bir iki saat içerisinde ne içtilerse o kardır. Daha sonra sulukta bekletmeniz sadece bozulmuş ve içerisinde bakteriler oluşmuş bir suyu kuşlarınıza içirmek olacaktır. Bundan kaçınınız.
• Tüneklendirmelerde elastikiyete önem verin! Unutmayın doğada kuşlar iki tarafı kazık gibi sabitlenmiş sopalara konmuyorlar. Doğada kondukları dallarda hep bir esneme vardır nedenle doğadaki kuşların ayaklarının altı muntazamdır. Kafeslerdekilerin ayaklarının altına bakınız, yayvan ve deforme olmuş bir ayak tabanı göreceksiniz. Günde yüzlerce kere atladığı tüneği belli bir oranda esnemelidir. Nasıl yapılabileceğine dair internette paylaşımlarım var.
• Bir başka husus kuşhanelerinizde, kümeslerinizde suntalam türü malzeme kullanmayın! Bu tür imal edilmiş salma ve kafeslerden uzak durun. Suntalam türü malzemeler yapılırken talaş benzomin vb... kimyasal maddeler kullanarak sıkıştırılır ve benzomin türü kimyasallar bizim fark edemeyeceğimiz ancak kuşun sağlığını çok olumsuz etkileyen kokulara mahal verirler. Aynı zamanda içleri nemlendiğinde küf mantarlarına ve değişik asalaklara üremeye uygun zemin yaratırlar.
• Doğal gün ışığı kuşlar için çok önemlidir. Piyasada gün ışığı diye tabir edilen ve önerilen hiç bir ışık gerçek gün ışığı aralığında değildir ve Kelvin derecesi doğadaki ışıktan ya çok yüksek (6500k) ya da çok düşüktür (2700k). Maalesef internette çok saygın sitelerde dahi ışık almayan yerlerde akvaryum ışığı olan Slyvania GroLüx tarzı floresanları önermişler; yanlış bilgidir. İtibar etmeyiniz. Bu ışıkların Kelvin değeri gerçek gün ışık aralığından çok farklıdır ve yalnızca 2700 Kelvin'dir. Zaten aklı selim olan herkes bu ışığın beyaz cisimleri dahi pembemsi gösterdiğini yani dışarıdaki doğal ışıkla alakasız olduğunu farkedecektir. Gerçek gün ışığı ise 5500-5600 Kelvindir. Konu ile ilgili makalelerim olduğu üzere burada fazla değinmeyeceğim. Ancak bilin ve bu ışıkları sakın kullanmayınız.
• Kafes temizliği önemlidir; ancak pislik içerisinde bir tünek dahi temizlenmiş ancak nemli kalmış bir tünek kadar tehlikeli değildir. İyi kurulamadığınız hiçbir ekipmanı kafese takmayınız. Birçok bakteriye zemin yaratmış ve hastalıklara kapı açmış olursunuz.
• Eşleşme dönemleri E vitamini ve kızıştırıcı takıntısı başlıyor. Bana eş döneminde en çok sorulan soruların başında hangi ilaç kullanalım oluyor. Haliyle bu konuya dair uzun makalelerim var bu nedenle burada da uzatmayacağım. Kısa ve öz! Doğal olmayan her şeyden mümkün olduğunca sakının. Kullandığınız ilaçlar yapay E vitamini yaratmak üzere fazlasıyla Selenyum ihtiva eder ve Selenyum karaciğer tarafından temizlenemeyen bir maddedir. Kuşların bünyeleri doğaya göre hazırlanmıştır ve bu tür kimyasalları vücutlarından temizleyebilecek bir donanıma sahip değillerdir. Doğa eşleşme dönemi, ışığın süresinden tutun da eş döneminde nimetlenmeleri gereken libidoyu arttıran tohumlara kadar her şeyi bu dönemde tam kararında ve ayarında verir kuşlara. Ancak bizler doğadan direk yararlanamayan kuşlarımıza mümkün olduğunca doğal destek vermeli, kuşlarımızı kimyasallara boğmamalıyız. İlla ki E vitaminini ilaçla verecekseniz çok az miktarlarda Nekton E kullanabilirsiniz. Evit_Se 'yi pek fazla önermiyorum. Ancak uygulayacaksanız 1 litre'ye 1/3 çay kaşığından fazla vermeyin. Unutmayın, doğa vaktiyle her nimeti en uygun oranda verir! Bizler ne kadar istesek de o ayarı tam tutturamayız. Kimyasallara fazla bulaşmamalıyız. Doğadan daha zeki değiliz!
• Dışkının her sulu oluşu ishal değildir. Maalesef ishal halini nefrid adlı böbrek bozukluğu ile karıştırıp hasta kuşa ishal ilaçları öneren cahiller var. İtibar etmeyiniz. İshal durumlarını kesinlikle nefrid ile karıştırmayınız.
Orkun bey, Nefrid nedir, tedavisi pek yok gibi söyleniyor, siz ne önerirsiniz? Elektrolid dengesinden de sık sık bahsediyorsunuz, biraz açar mısınız?
Orkun Goren: Burada kastettiğim konu ''dışkının her sulu olanı ishal değildir! ''. Kuşlarda biz insanlardan farklı olan boşaltım sistemlerinde idrar ve dışkısı aynı kanaldan yani anüsten bir arada ve aynı anda atılır. Kuşumuzun dışkısındaki koyu kısım asıl gaitası, beyaz kısım ise idrarıdır! Kuşlar idrarı böbreklerinde üre kristaline dönüştürür ve koyu renkli gaitaya birleşik beyazlık olarak vücutlarından dışkıları ile birleşik bir kıvamda atarlar. Eğer kuşun böbreği yanlış antibiyotik tedavisi, viral bir takım endikasyonLar vb... nedenlerden dolayı bozulur ve işlevini yerine getiremez ise böbrek üre kristalini oluşturamaz ve idrarı su sıvı olarak gaita ile bir arada atar. Ancak biz kuşu kendi boşaltım sistemimizle empati kurarak sanki ishal olmuş gibi algılayabiliriz. Ancak bu ishalden çok daha ciddi ve vahim bir durumdur ki, adına NefRit denir.
Neyse ki nadir karşılaşılan bir hastalıktır. Kuşlarımızda inatçı ishal durumunda dışkıyı inceleyiniz. Eğer beyaz olan kısım görünmüyor ise su halinde gaita ile atılmış ise sorun maalesef Nefrit'tir. Henüz kronikleşmemiş ise elektrod ile düzeltilebilir. Elektrolid aslen organizmanın sıvılanım ve mineral dengesidir. Bu dengelenmeyi kolaylaştıran mineralli komplexlere de elektrolit denmektedir. Konu ile ilgili ayrıntılı sodyum eriği ve iyotlu solüsyon tarifi de verebilirim ancak elektrolid uygulamak hasta olan hayvanın sıvı dengesini toparlamasında daha etkin bir tedavi olacaktır. Marka vermek istemiyorum ancak donanımlı pet mağazalarından Naturel vb... birçok eLektrolid temin etmek mümkün. Bu arada hayvan kesinlikle susuz bırakılmamalı, antibiyotik, antihistamik ve antifungal her türlü ilaçtan uzak durulmalıdır.
Hayvan ister istemez çok miktarda su tüketmektedir ancak vücuttaki su miktarının artması elektrolit miktarının ise daha az oranda artıyor olması nedeni ile vücuttaki elektrolid miktarı artsa da oransal olarak azalmaktadır. Âmâ suyu azaltırsanız bu sefer işlevini yerine getiremeyen böbrek, vücudun sıvılanımını zaten sağlayamadığı ve kuşun bu nedenle daha fazla su tüketmeye yöneldiği üzere daha da zorlanacaktır. Sıvı dengesi bozulan bünyede kan akışkanlığı azalacak, hidrosel damar zorlanmaları ve kan katılığı kuşun sonunu hızlandıracaktır. Yapılabilecek olan en uygun mücadele elektrolidli su vermek ve suluğu sık sık tazelemek olacaktır. Kuş bu süreçte kesinlikle susuz bırakılmamalıdır!
Verdiğiniz bilgiler gerçekten önemli; kitap gibi bir konuşma oldu. Son olarak bu hobiye gönül veren kuşçu arkadaşlara, bilhassa yeni başlayan arkadaşlarımıza önerileriniz nelerdir?
Orkun Goren: Öncelikle bilinmesini istiyorum ki kuşçuluk her aklına esenin yapabileceği alelade bir hobi değildir. Çünkü içerisinde bir canlı vardır... Can faktörü vardır... Can sorumluluk ister, ilgi ister, iyi niyet ister, merhamet ister, bunlar da yetmez bilgi ister. Kuşlarımız candır, ağzı dili sizi neşelendiren ancak kendi derdini anlatamayan canlardır her biri. O nedenle bu sorumluluğu alamayacak olanlar hiç başlamasınlar. Başlamış olanlar da bu dediklerimi lütfen dikkate alsınlar ve kuşların da bizler gibi, çocuklarımız gibi birer can olduklarını akıllarından çıkartmadan gerekli ilgi ve özeni göstersinler! Herhangi bir konuda tereddüte düştükleri zaman bir kaynaktan ya da bir kişiden değil birbirinden farklı bir kaç kaynaktan ya da kişiden yararlansınlar. Bir uygulama yaparlarken neyi neden yaptıklarını anlamadan kulaktan dolma bilgilere itibar etmesinler. Unutmayınız! Kuşlardaki her hastalığın ve kötü giden her bir durumun en az bir veya daha fazla nedeni mutlaka vardır. '' Kuşum kabardı, ya şişti öldü işte'' gibi bir yaklaşım yoktur. Kuşu ''kabarttım'' diyebilirsiniz,'' kuşu öldürdüm'' diyebilirsiniz. Doğada kuşlar bu tür şekillerde ölmezler. Kafesteki kuşu öldüren sahibinin ihmal ve yanlış uygulamalarından başka bir şey değildi, olamaz! Biz besliyoruz, sorumlu olan bizleriz.! Güzel bir durumda söz gelimi kuşlarımızın yavrulamasında güzel ötmesinde vb... nasıl gururlanıyorsak ve bu güzelliği kendimize malediyorsak; kötü giden bir durum bir hastalık bir ölüm varsa bunun da kendi yanlışımız olduğunu kabul etmeliyiz. Doğa da hata yoktur! İnsanlar hata yaparlar! Bu bedeli kuşlar ödememeli...
Orkun bey, alışılagelmiş yanlışları, nedenleri ile çürüten etkileyici bir sohbet oldu. Verdiğiniz çok değerli bilgilerden dolayı şahsınıza teşekkür ederiz...
Orkun Goren: Şahsıma, sevgili gönül dostlarım ile bilgi ve deneyimlerimi paylaşma imkanı yaratmış olduğunuz için, ben teşekkür ederim.
3
Saka Kuşu Hakkında Genel Bilgiler / Ata Demirer ve Saka Kuşu
Son İleti Gönderen ŞükoBey - Nis 24, 2019, 01:51 öö
Bir çoğumuz belki bilmez...

Evet.. Ata Demirer de bizden birisi.Kendisi de bir saka meraklısı :)

Bu bölümdeki eklentileri göremezsiniz.


4
Saka Kuşu Beslenme Ve Bakımı / Ynt: Saka Kuşlarında Probiyoti...
Son İleti Gönderen ŞükoBey - Nis 24, 2019, 12:29 öö
Merhaba,

Probiyotiğin kuşlara bir zararı yoktur aksine faydası vardır.Korkmadan verebilirsiniz.Yavru kuşların bağırsak florası henüz oluşmadığından oluşumuna katkı sağlayacak dirençli ve daha sağlıklı yavrular yetiştirmenize yardımcı olacaktır.
5
Keşke istanbulda olsaydım  :(
6
Saka Kuşu Beslenme Ve Bakımı / Ynt: Saka Kuşlarında Probiyoti...
Son İleti Gönderen SakacıDemir - Nis 23, 2019, 09:13 ös
Ustam eline sağlık çok güzel yazmışsın.Bunu eşe atacağımız kuşlarda kullansak sakıncası olur mu yavru olduktan sonra.
7
Saka Kuşu Beslenme Ve Bakımı / Saka Kuşlarında Probiyotik Kul...
Son İleti Gönderen ŞükoBey - Nis 23, 2019, 01:33 ös
Merhaba Saka Sevdalıları,

Bu yazımızda probiyotikten bahsedeceğiz.Probiyotiğin ne olduğunu ne işe yaradığını bilmeyenler için konuyu sıfırdan anlatacağım.Bazı arkadaşlar için bu bilgiler fazla detaylı gelebilir fakat konuya hakim olmayan arkadaşlarımızın da aydınlanabilmesi açısından anlatımın detaylı olmasını istiyorum.
Probiyotik nedir ? Öncelikle şunu bilmeliyiz ki probiyotik bir ilaç değildir.Saka Kuşlarının bağırsaklarında her canlı gibi bir bakteri popülasyonu vardır.Bakteri dediğinizde aklınıza direk zararlı mikroplar gelmemelidir.Bu bakteri popülasyonunun bir dengesi vardır.Bakteriler yararlı ve zararlı olmak üzere iki kısma ayrılırlar.Buradaki denge oldukça önemlidir.Stres ve benzeri faktörler zararlı bakterilerin artmasına sebep olur.Halk arasında saka kuşlarında kuruma hastalığı diye nitelendirilen rahatsızlığın asıl sebeplerinden biride bu şekilde stresten dolayı kuşun sindirim sistemindeki bakteri popülasyonunun alt üst olması ve yediklerinden hiçbir şekilde faydalanamayan kuşun git gide zayıf düşüp ölmesidir.İşte probiyotiğin içerisinde bu popülasyonu dengeye sokacak olan yararlı bakteriler bulunmaktadır.Probiyotik kuşların bağırsak sağlığı için oldukça faydalıdır her zaman çekinmeden kullanılabilinir.Piyasada pek çok probiyotik mevcut olsa da en iyi ve en çok tercih edileni  ''diazyme 256'' dır.Kullanım şekli oldukça basittir.Kuşların suluğuna bir mercimek tanesi kadar koyularak karıştırılır.24 saat sonra su yenisi ile değiştirilir.Son olarak özellikle antibiyotik içeren tedavilerden sonra kuşun bağırsaklarındaki bakteri popülasyonu zarar gördüğü için mutlaka probiyotik kullanılmalıdır.Hastalıkta iyileşme olduktan sonra bazı kuş severler direk kuşun toparlanması için vitamin vermektedir.Fakat kuşun bağırsakları düzene henüz girmediği için vitaminin kuşa hiçbir faydası olmamaktadır.İlaç tedavisi sonrası en az 3 gün probiyotik kullanıp ardından vitamin verilmelidir.

Probiyotiğin kuşlara genel olarak faydalarını şu maddelerle sıralayabiliriz:
-Bağışıklık sistemini güçlendirir.
-Sindirim sistemini düzenler.
-Kuşların yediklerinden daha fazla faydalanmasını sağlar.
-Kuşları hastalık ve stresten korur.

diazyme 256

Bu bölümdeki eklentileri göremezsiniz.
8
05 mayıs 2019 pazar günü İstanbul Silivrikapı'da Geleneksel Saka Kuşu ötüm yarışması yapılacaktır. Tüm meraklılar davetlidir...
9
Saka Kuşu Beslenme Ve Bakımı / Yeni Başlayanlar İçin Saka Kuş...
Son İleti Gönderen ŞükoBey - Nis 22, 2019, 06:16 ös
Öncelikle herkese merhaba,

Bu yazımızda standart bir saka kuşu bakımı nasıl olmalıdır nelere dikkat edilmelidir bu konuları ele alacağız.Saka kuşunun besin çeşitleri hakkında sayfalarca yazı yazmak mümkün fakat bu konuda yeni başlayan arkadaşlara özet olarak yardımcı olabilmek açısından konuyu genel hatlarıyla ele alacağız.

Öncelikle altını çizerek söylüyorum lütfen detaylı bilgilere sahip olmadan lütfen bir saka kuşuna sahip olmayın.Kafes ortamında doğmuş olan kanarya muhabbet kuşu gibi kuşlar şöyle dursun saka kuşları çok daha hassas ve bakımı zor kuşlardır.Bir bebek gibi özen ve titizlikle bakılması gereken ve bunu fazlasıyla hak eden kuştur saka kuşu.

Saka kuşu bakımına sıfırdan başlayacak olursak öncelikle kafes seçmemiz gerekiyor.Pek tabi saka kuşuna uzun içinde rahatlıkla uçabileceği bir kafes seçmek kuş için daha iyidir.Fakat eğer gideceğimiz yol ötümse bu işin tabiri caizse raconu sıra kafesidir.Sıra Kafesi nedir nasıldır diye soracak olursanız resmini buraya yüklüyorum...
(Dipnot: Kafes alırken özellikle vernikli kafes almaya dikkat etmelisiniz.Verniksiz kafes vernikli kafese göre çok daha çabuk bit yapar.)

Bu bölümdeki eklentileri göremezsiniz.

Kafesimizi aldık... Sıra geldi iç dizayna.Bir tünek tam orta kısma bir tünek de giriş kapısının olduğu bölüme kapı ve tünek arasına bir mamalık sığacak mesafede takılır.Ana yemliğe kenevir konur.Kuşların en sevdiği yem kenevirdir.Bazı bölgelerde adı kendir olarak da geçer.Karıştırmamanız için fotoğrafını ekliyorum...

Bu bölümdeki eklentileri göremezsiniz.

Giriş kapısındaki tüneğin bir ucuna suluğumuzu diğer ucuna ise 2 mamalık takacağız.Suluk olarak ben tercihen iç suluk kullanmanızı tavsiye ederim.Kuşu örtüye alacağımızdan dolayı dış suluk kullanmamız durumunda örtüyü kesmemiz gerekecektir.Suluğu takacağımız kısma muhabbet kuşları ve kanaryalarda kullanılan suluk tutacağını takarak tutacağa da bir çay bardağı geçirerek kolaylıkla iç suluk elde edebilirsiniz.Tüneğin diğer ucuna takacağımız mamalığın bir tanesinde mutlaka kuş kumu bulundurmalıyız.Genel olarak kuşların midesi bulunmaz.Yediği tohumları kursaklarına gönderirler ve burada öğüterek sindirirler.Kursaklarında ise taşlık adı verilen bir bölge bulunur yedikleri kum da bu bölgeye gider ve kuşun sindirim sisteminin düzenli çalışmasında aktif rol oynar.Diğer mamalıkta ise karışık kanarya yemi koyabilirsiniz.Bazı kuşlar ara sıra karışık kanarya yemini tırtıklasa da çoğu kuş kenevir varken karışık kanarya yemine pek el sürmez.

Saka kuşunuzun mutlaka 15 günde 1 elma sirkesi verin.Elma sirkesini çay kaşığının ¼'ü kadar suyuna karıştırın ve o suyu 24 saat sonra değiştirin.Elma sirkesi tek başına hastalıkları tedavi etmez fakat antiseptik özelliği sayesinde kuşun bağırsaklarının temizlenmesine ve bakteri popülasyonunun dengede kalmasına aşırı derecede destek olur.
10
Saka Kuşu Soru & Cevaplar / Ynt: Çifleşirler mi ?
Son İleti Gönderen Tarkan - Nis 22, 2019, 12:15 öö
Tekrar ediyorum erkek şakan dışını kovalamalı üstüne öterek ve dik ötumde olmalı dışın ip yada pamuk gezdiriyorsa eşe gelmiş demektir
Sayfa1 2 3 ... 5
Powered by EzPortal